|

Hızlı zayıflatan diyetleri
uygulayanlar... Kendinize zarar verdiğinizin farkında
mısınız?Hızlı zayıflatan diyetler asla kalıcı bir zayıflama
sağlamazlar. Bu diyetlerin uygulanabilmesi için çok fazla
kalori kısıtlaması gerektiğinden, vücudunuz için gerekli
olan pek çok maddeden mahrum kalırsınız. Diğer taraftan
biyoritmine aykırı bir süreç başladığından metabolizmanızı
da bozarsınız.
Hızlı zayıflatan diyetler ile verdiğiniz kiloları en kısa
zamanda geri alırsınız. Kilolarınızı geri almakla kalmaz,
başladığınız noktaya göre daha da fazla şişmanlarsınız. Bu
diyetlerin kansızlığa, saç dökülmesine, baş ağrısına, aşırı
yorgunluğa, adet düzensizliklerine, cinsel güç kaybına, cilt
döküntülerine ve depresyon benzeri ruhsal sorunlara yol
açabileceği de biliniyor.
Size önerilen diyet listesiyle haftada yarım ila 1 kg'dan
fazla kilo kaybı yapabileceği iddia ediliyorsa o programı
asla uygulamayın. Eğer kısa zamanda hızla zayıflamak
istiyorsanız yapacağınız en doğru şey makul düzeydeki kalori
kısıtlamasını aktivite ile sağlayacağınız kalori harcaması
ile desteklemelidir. Unutmayın eğer gereğinden hızlı
zayıflarsanız, hasta ve sağlıksız biri olabilirsiniz
Tutkunun bedeli
Nedir bu tutkulu aşk? Küçük bir örnek verelim: Genç kız, iş
yerinde tam karşısındaki masaya yerleşen yakışıklı mesai
arkadaşından hoşlanmaya başlamıştır.
Sabahları onunla asansörde karşılaşınca, genç adam,
‘günaydın’ deyince, genç kızın dizlerinin bağı çözülür. Yeni
iş arkadaşının ona biraz ilgi göstermesi için bin bir çareye
başvurur. Günler geçtikçe, genç kızın duyguları iyice
yoğunlaşır.
Öyle ki, artık onu daha çok görebilmek uğruna geç saatlere
kadar büroda kalır. Kimlerle dost olduğunu öğrenip, o
kişileri genç adamın yanından uzaklaştırmak ister. Artık
geceleri gözüne uyku girmez.
Günün 24 saatini bu genç adamı kendine bağlamanın yollarını
arayarak geçirir. Bu arada genç adamın telefonun numarasını
da öğrenmiştir. Gece yarısı onu telefonla arayıp ‘alo’ diyen
sesini duyar duymaz, telefonu kapar. Genç adam, iş
arkadaşının ona tutkulu bir aşkla bağlandığını fark ettiği
zaman ise iş işten geçmiştir.
Psikolog gözüyle
Oregonlu psikolog doktor Toni Forrenkopf, uzun yıllar kadın-
erkek arasındaki aşk ilişkilerini araştırıp inceledikten
sonra tutkulu aşk konusunda şu kanıya vardı:
Tutkulu aşk, sevilmek, mahremiyet ve fiziksel temas istemek
gibi evrensel duygulardan kaynaklanır. Hepimiz zevkten
hoşlanırız, ihtirası severiz, güçlü duygulara bayılırız.
İşte bütün bu saydıklarımın karışımı tutkulu aşkı yaratır.
Aslına bakarsanız çoğumuz aşk ile tutkulu aşk arasındaki
ince çizgide gidip gelmişizdir. Fakat pek azımız o çizgiyi
gerçekten aşabilmiştir.
Tutkulu aşk, beğendiğiniz bir kişinin bulunduğunuz ortama
girmesiyle kalbinizin küt küt atmasından ibaret değildir.
Tutkulu aşkta, sahip olma isteği ağır basar. Tutkulu bir
aşkla bağlandığınız kişinin sadece ve sadece size ait
olmasını istersiniz. Tutkulu aşk, kişilerin ruh sağlığını
tehlikeli bir biçimde tehdit eder. Endişe ve huzursuzluk
yaratır.
Tek taraflı aşk ‘aşk’ değildir
Tutkulu aşık, sevdiği kişiye sadece bir aşk mektubu ya da
mesajı göndermekle yetinmez. Belki yüz kez mektup ya da
mesaj göndererek aşık olduğu kişiyi taciz eder. Tutkulu aşk,
hiçbir zaman karşılıklı olmaz. Mutlaka taraflardan biri
diğerine yoğun duyguları yüzünden hükmetmeye, onu kendine
ait kılmaya çalışır. Tutkulu aşkın, ilgiyle şefkatle ve de
seks ile bir ilgisi yoktur.
Duyguların karşılıklı değil de tek taraflı olması,
istenmeyen, hoşa gitmeyecek sonuçlara yol açar. Tutkulu aşk
aslında kişinin kendi iç dünyasında yarattığı bir fanteziden
başka bir şey değildir. Kişilerin kendi boşluklarını bir
takım çarpık duygularla doldurmaya çalışmalarından başka bir
şey değildir.
Yapılan araştırmalar, tutkulu aşk ile ilgili bir başka
gerçeği daha gözler önüne seriyor. İnsanlar, genellikle
sürdükleri hayattan memnun olmadıkları, kendilerini çok
mutsuz hissettikleri zamanlar tutkulu aşka kendilerini
kaptırıyorlar. Psikolog Dr. Helen Friedkman, bu teori
üzerinde uzun çalışmalar yapmış, yüzlerce kişinin aşk
hayatını incelemiş ve tutkulu aşkı yalnızlık duygusunun
beslediği kanısına varmış. Gerçekten de tutkulu aşkların
kökünde yalnızlık, sahiplenme özlemi yatıyor |